Geleceğe Dönüş 2 filminin hafızalara kazınan o unutulmaz sahnesi nihayet sokaklara iniyor. Kuvvetli mıknatısların sağladığı devasa itici güçle baştan yaratılan yeni nesil kaykay, kullanıcılara yerçekimine meydan okuyan bir deneyim vadediyor. Ancak yüzde yüz özgür bir uçuş deneyimi için çözülmesi gereken son bir pürüz var.
2015 yılının teknoloji modasını belirleyen en popüler figürlerden biri, şüphesiz sokaklarda süzülen o meşhur "hoverboard" cihazlarıydı. Bu akımın zirve yaptığı anlardan birine, dönemin reyting rekorları kıran dizisi Empire'da, ailenin en küçük oğlunun altın sarısı bir cihazla ofise havalı bir giriş yapmasıyla şahit olmuştuk.
O yıllarda devrimsel bir teknoloji harikası olarak pazarlanan bu aletler, özünde 1989 yapımı gişe rekortmeni Geleceğe Dönüş 2 filminde Michael J. Fox'un ikonik pembe kaykayıyla uçtuğu kurgusal 2015 yılına bir saygı duruşu niteliğindeydi. Ne var ki ufak bir pürüz söz konusuydu: Gerçek dünyada satılan bu sözde "hoverboard"lar havada süzülmüyor, aksine tekerlekler üzerinde ilerliyordu. Jiroskop teknolojisiyle dengede duran bu cihazlar, aslında direksiyonu olmayan minyatür birer Segway'den ibaretti. Anlayacağınız; uçan arabalar ve dört günlük mesai haftaları gibi, yerden tamamen teması kesilen kaykaylar da geleceğin bize vadettiği ama bir türlü tam olarak teslim edemediği fütüristik hayaller rafında beklemeye devam ediyordu.
Tüm bunlara rağmen, bu çocukluk hayalini somut bir gerçeğe dönüştürmeye ant içmiş tutkulu mucitler pes etmedi. Uzun yıllardır imza attığı çılgın icatlarla adından söz ettiren ünlü YouTuber Colin Furze, geçtiğimiz günlerde bu efsanevi konsepte kendi imzasını attığı yepyeni bir proje yayınladı. Furze'un yenilikçi yaklaşımı; sıradan bir kaykayı bileşenlerine ayırıp, araya manyetik bir süspansiyon mekanizması yerleştirmeye dayanıyor. Sistemin temel çalışma prensibinde, manyetik raylı trenlerde (maglev) kullanılan teknolojiye benzer bir şekilde, birbirini muazzam bir güçle iten nadir toprak mıknatısları gizli. Alt bölümde tekerlekli bir taşıyıcı iskelet, üstte ise sürücünün ayak bastığı ana tahta (deck) bulunuyor. Bu iki katman arasındaki şiddetli manyetik itme kuvveti sayesinde üst tahta, alt iskeletin üzerinde fiziksel bir zemin teması olmadan havada asılı kalabiliyor.
Manyetik Havalanma ve Aşılması Gereken Fiziksel Bariyerler
Furze'un bu heyecan verici projede yüzleştiği en çetin sınav, havada asılı duran üst tahtanın alt mekanizmadan fırlayıp kontrolden çıkmasını engellemek oldu. Çılgın mucit, mıknatısların ürettiği bu kontrolsüz ve devasa itme gücünü dizginleyebilmek adına; dikey yataklamalardan arka menteşelere ve karmaşık çelik kablo düzeneklerine kadar sayısız bağlantı metodunu test etti. Uzun denemelerin ardından en stabil sonucun, iki parçayı dikey bir eksende birbirine kenetleyen özel raylı sistemler olduğunu keşfetti. Elbette bu fiziksel bağlantı köprüsü, zemindeki titreşimlerin bir kısmını doğrudan sürücüye aktardığı için sistem şu an için yüzde yüz sürtünmesiz ve pürüzsüz bir uçuş deneyimi sunamıyor.

MacBook Fiyatına Hesap Makinesi
Eğer önümüzdeki yıllarda üst tahtayı alt mekanizmaya hiçbir fiziksel eklenti olmadan, tamamen manyetik alanın görünmez gücüyle kilitlemenin güvenli bir formülü bulunursa, Geleceğe Dönüş filmindeki o ütopik sahneler gerçeğe çok daha fazla yaklaşmış olacak. Şimdilik bu "yarı-uçan" kaykay prototipi, teknoloji tutkunları için yüzleri güldüren deneysel bir proje olmaktan öteye gidemese de; belki de 2035 yılının sokak trendlerini baştan yazacak devrimsel icatların ilk kıvılcımı olabilir.


Henüz kimse yorum yapmamış. İlk tartışmayı sen başlat.