Sürücü kurslarında anlatılan teorik dersler, tabelalar ve uluslararası trafik kuralları bir yana... Bizim yollarımıza çıktığınız an yazısız ama herkesin harfiyen uyduğu tamamen milli bir trafik hukuku devreye girer keke!
Ehliyeti yeni alan bir yabancı için tam bir gizem olan bu kurallar, bizim genlerimize öyle bir işlemiştir ki tıkır tıkır uygularız. İşte sürücü kurslarında asla öğretilmeyen, sadece Türkiye sınırları içerisinde geçerli olan o 9 efsanevi sürücü kuralı:
Türkiye Yollarında Geçerli Olan Yazısız Sürücü Kuralları
1. Dikiz Aynasına Cevşen Veya Dev Nazar Boncuğu Asmak
Arabayı bayiden çıkarır çıkarmaz yapılan ilk iş nedir? Ruhsatı torpidoya koyup dikiz aynasına kocamannn bir nazar boncuğu, cevşen ya da milli takım forması maskotu asmak! O süs görüş açısını %30 kapatsa da "Nazar değmesin yeter ki" mantığı her zaman galip gelir.
2. Kırmızı Işık Yanarken Sarıya Döndüğü An KORNAYA Basmak
Almanya’da sarı ışık "hazırlan" demektir, bizde ise "Geç kaldın gaza bas!" demektir. Sarı ışık yandığı milisaniyede arkadaki araçtan o sabırsız DÜÜÜÜTTT sesi yükselir. Eğer 0.5 saniye içinde hareket etmezseniz arkadaki sürücünün gözünde trafiği sabote etmiş sayılırsınız!
3. Arıza Yapan Arabanın Arkasına Reflektör Yerine "Kocaman Taş" Koymak
Uluslararası kural: Aracın 150 metre arkasına ikaz reflektörü koyulur.
Bizim kural: Yol kenarından bulunan en az 5 kiloluk bir kaldırım taşı veya çalı çırpı bulunup bagajın arkasına fırlatılır! İşin garibi, o taş araba çekildikten sonra yolda aylarca kalmaya devam eder.
4. Şerit Çizgilerini "Tam Ortadan" Takip Etmek
Yoldaki beyaz şerit çizgileri bizim insanımız için yolu ikiye bölmek için değil, arabayı tam ortalayıp gitmek içindir! Şeridin tam üstünde giden bir sürücüye korna çaldığınızda "Yol boş işte ne bağırıyorsun" bakışı atması milli bir klasiktir.
5. Yıkanmış Arabaya "Beni Yıka" Veya Komik Sözler Yazmak
Arabanızı yeni mi yıkattınız? Çok geçmiş olsun! Mahalledeki çocuklar veya arkadaş ortamı o camda parmak izi bırakmak için hazırda bekler. "Beni yıka" klasikleşmiştir ama yaratıcı bünyeler "Çamurlu ama para bende" veya "Keke beni niye yıkamadın" gibi edebi eserler bırakmayı ihmal etmez.
6. Selektör İle "İleride Radar Var" Dayanışması
Trafikteki en tatlı, en organik yardımlaşma ağımız budur. Karşı yönden gelen araç size iki kere üst üste selektör yapıyorsa anlayın ki 500 metre ileride polis ekibi radar kurmuştur. O an hız anında düşürülür ve selektör yapan meçhul kahramana içten bir "Eyvallah keke" çekilir.
7. Dörtlüleri (Flaşörleri) Yakınca "İstediğin Yere Park Edebilme" Özgürlüğü
Dörtlü ikaz lambaları dünyada arıza veya tehlike anında kullanılır. Türkiye’de ise "Sihirli Dokunulmazlık Butonu"dur! Otobüs durağının ortasına, daracık sokağın girişine veya çift şeritli yolun sağına park edip dörtlüleri yaktığınız an tüm suçluluğunuz buharlaşır.
8. Park Ederken "Değdi Mi Keke?" Diye Arkadaşa Baktırmak
Arka park sensörü veya geri görüş kamerası ne kadar gelişmiş olursa olsun, araçtan inip arkaya geçen arkadaşın verdiği güveni hiçbir teknoloji veremez. O arkadaşın elini sallayarak "Gel gel... az daha gel... tamamm durrr!" demesi ve tam o sırada tamponun hafifçe arkadaki araca değme sesi...
9. Kırmızı Işıkta Yürüyen Satıcılardan Su / Simit Alırken Işığın Yeşile Dönmesi
Sıcak bir Antalya gününde kırmızı ışıkta durursunuz, tam seyyar satıcıdan soğuk bir su veya tor tor torbadan simit alacakken ışık pat diye yeşile döner! Arkadaki kornalar eşliğinde parayı camdan fırlatıp suyu kapmak, Formula 1 pit-stop ekibine taş çıkartacak bir hız gerektirir.


Henüz kimse yorum yapmamış. İlk tartışmayı sen başlat.