Doğadaki her madde soğudukça büzülürken, suyun donarken genleşmesi ve buzun yüzeyde yüzmesi gibi fizik kurallarına adeta meydan okuyan o meşhur anomalisi nihayet bilimsel bir temele oturtuldu. Stockholm Üniversitesi araştırmacıları, X-ışını lazerleri kullanarak yaptıkları çığır açıcı çalışmada suyun aslında "tek bir sıvı" olmadığını, moleküler düzeyde çift karakterli bir yaşam sürdüğünü kanıtladı. İşte yaşamın kaynağına dair ezber bozan o araştırmanın incelemesi...
10 Saniyede Özet
-
Stockholm Üniversitesi bilim insanları, suyun donma noktasından hemen önceki anını X-ışını lazerleriyle görüntüleyerek tarihi bir keşfe imza attı.
-
Saygın Science dergisinde yayımlanan araştırmaya göre su, sanıldığının aksine tek bir sıvı değil; düşük sıcaklık ve yüksek basınç altında birbiriyle rekabet eden iki farklı sıvı evresinden oluşuyor.
-
Suyun soğudukça genleşmesi ve buzun batmaması gibi "anormal" fiziksel davranışlarının temelinde, moleküler düzeydeki bu kararsız "gitgel" durumunun yattığı ispatlandı.
Evrendeki hemen her madde, termodinamik kuralları gereği ısı kaybettiğinde (soğuduğunda) büzülür ve yoğunlaşır. Ancak hayatın yapıtaşı olan su, bu evrensel kuralı adeta elinin tersiyle iterek kendi fizik yasalarını dikte eder. İçeceğimizin içindeki buz küplerinin bardağın dibine çökmek yerine yüzeyde süzülmesi, aslında bu şeffaf sıvının ne kadar sıra dışı ve tuhaf bir karaktere sahip olduğunun her gün gördüğümüz en basit kanıtıdır.
Yıllardır bilim dünyasını ikiye bölen ve sayısız teoriye konu olan bu gizem, Stockholm Üniversitesi araştırmacılarının gerçekleştirdiği akıl almaz bir deneyle nihayet aydınlatıldı. Bilim insanları, X-ışını lazerlerinin inanılmaz hızından faydalanarak, suyun donma noktasından sadece milisaniyeler önceki o kritik evresini mercek altına aldı. Ortaya çıkan devasa veri seti, suyun homojen ve tekil bir sıvı olmadığını; tam aksine, kendi içinde sürekli çatışma halinde olan iki farklı yapıya ev sahipliği yaptığını gözler önüne serdi.
Aşırı Soğutulmuş Bölgedeki 'Kritik Nokta'
Suyun 4 santigrat dereceden itibaren büzülmeyi bırakıp neden aniden genleşmeye başladığı sorusu, modern fiziğin en büyük bulmacalarından biriydi. Dünyanın en prestijli bilimsel yayınlarından Science dergisinde yayımlanan bu yeni çalışma, suyun aşırı soğutulmuş (supercooled) bölgelerinin derinliklerinde saklı kalan bir "kritik noktanın" varlığını somut verilerle ispatlıyor.
Profesör Anders Nilsson liderliğindeki araştırma ekibi, ultra hızlı lazer darbelerini kullanarak suyun kristalleşip buza dönüşmeden hemen önceki o kısacık zaman aralığını yakalamayı başardı. Elde edilen sonuçlar kimya dünyasını sarsacak nitelikte: Su, düşük sıcaklık ve yüksek basınç koşulları altında, moleküler bağları birbirinden tamamen bağımsız ve farklı olan iki ayrı sıvı evresinde (fazında) varlık gösteriyor.

Bir Kara Deliğe Girmek Gibi: Suyun Mikroskobik Çatışması
Araştırmanın en çarpıcı benzetmelerinden biri de ekip üyesi Robin Tyburski'den geliyor. Tyburski, suyun bahsi geçen bu "kritik noktaya" yaklaştığı anlarda sergilediği moleküler dinamiği, devasa bir kara deliğin olay ufkuna (event horizon) girmeye benzetiyor.
Bu eşiğe gelindiğinde suyun içsel hareketleri öylesine dramatik bir şekilde yavaşlıyor ki, sistemin bu kararsız durumun dışına çıkması adeta imkansız bir hal alıyor. Suyun doğada sergilediği tüm o "anormal" ve kural tanımaz davranışların kökeninde işte bu mikroskobik ölçekte yaşanan, iki farklı sıvı hali arasındaki amansız rekabet ve kararsız gitgeller yatıyor.
İşin en büyüleyici kısmı ise, moleküler düzeydeki bu bitmek bilmeyen dengesizliğin, suya o bildiğimiz benzersiz yeteneklerini kazandırması ve dünyadaki yaşamı destekleyen kusursuz dengeyi yaratması. Eğer su diğer maddeler gibi davransaydı, okyanuslar dipten yüzeye doğru donar ve dünyadaki yaşam milyonlarca yıl önce tamamen yok olurdu.
Sonuç: Yaşamın Sırrı Bu Kararsızlıkta mı Gizli?
Ortaya konan bu yeni ikili model, fizik ve kimya dünyasındaki on yıllardır süren akademik tartışmalara son noktayı koyacak nitelikte güçlü bir kanıt sunuyor. Araştırmacıların şimdiki en büyük vizyonu ise suyun bu keşfedilen "çift karakterli" yapısının iklim dinamiklerinden biyolojik hücrelerimize, jeolojik oluşumlardan atmosferik olaylara kadar hayatın temel süreçlerini nasıl manipüle ettiğini çözmek olacak. Görünen o ki yaşamın en büyük sırrı, suyun o durağan görünen ama aslında içten içe süren o kararsız ve kusursuz moleküler dansında gizli.


Henüz kimse yorum yapmamış. İlk tartışmayı sen başlat.