Teknotalya

WALL-E'nin Efsanevi Yönetmeni Döndü Fakat Hayal Kırıklığı Yarattı

WALL-E'nin Efsanevi Yönetmeni Döndü Fakat Hayal Kırıklığı Yarattı

Pixar’ın Oscar ödüllü usta yönetmeni Andrew Stanton’ın büyük umutlarla beklenen yeni bilim kurgu filmi "In the Blink of an Eye", Hulu platformunda sessiz sedasız izleyiciyle buluştu. İddialı ve derinlikli çıkış noktasına rağmen yapım, ne yazık ki beklentilerin çok uzağında kaldı.

Uzun süren bir sessizliğin ardından Andrew Stanton, canlı çekim (live-action) bir bilim kurgu projesiyle yönetmen koltuğuna geri döndü. Ne var ki, usta ismin bu yeni denemesi sinema dünyasında beklenen yankıyı uyandıramadı.

Pixar çatısı altında geçirdiği yıllarda animasyon dünyasına damga vuran Stanton, kariyerine iki Oscar heykeli sığdırmıştı. Özellikle Finding Nemo (Kayıp Balık Nemo) ve WALL-E gibi başyapıtlarla devasa bir hayran kitlesi edinmişti.

REKLAM

Benzer bir kariyere sahip olan bir diğer Pixar efsanesi Brad Bird, animasyondaki vizyonunu canlı çekime başarıyla aktarmış ve Mission: Impossible – Ghost Protocol ile harika bir gişe başarısı yakalamıştı. Ancak Stanton için bu geçiş pek de pürüzsüz olmadı. Yönetmenin canlı çekim dünyasındaki ilk büyük sınavı olan John Carter, sinema tarihinin en maliyetli gişe facialarından biri olarak kayıtlara geçmişti. Bu fiyaskonun ardından güvenli limanı Pixar’a dönen Stanton, Finding Dory ile küllerinden doğmuş; film eleştirmenleri ikiye bölse de gişede 1 milyar dolar barajını aşmayı başarmıştı.

Yine de canlı çekim sevdasından vazgeçmeyen yönetmen; aradan geçen yıllarda Stranger Things, Legion ve Better Call Saul gibi prestijli televizyon dizilerinde bölüm yönetmenlikleri üstlendi. Şimdi ise yeni uzun metrajı In the Blink of an Eye, hiçbir tanıtım gürültüsü koparmadan Hulu'da yayına girdi. Fakat film, kağıt üzerinde ne kadar iddialı dursa da ekranda aynı etkiyi yaratamıyor.

Üç Farklı Zaman Çizgisinde Kesişen Bir Bilim Kurgu Denemesi

In the Blink of an Eye, kurgusunu birbirinden tamamen bağımsız üç ayrı zaman dilimi üzerine inşa ediyor. Film, insanlık tarihinin farklı evrelerine odaklanarak yaşam ve ölüm döngüsü arasında felsefi bir köprü kurmaya çabalıyor.

Hikayenin ilk ayağı bizi tarih öncesi çağlara, Paleolitik döneme götürüyor. Burada genç Lark karakterinin, ölümcül bir hastalığın pençesindeki babası Thorn ile olan kaçınılmaz yüzleşmesine tanık oluyoruz. İkinci bölüm günümüz dünyasında geçiyor ve Antropolog Claire ile Greg arasında filizlenen romantik bir ilişkiyi merkeze alıyor. Üçüncü ve bilim kurgu dozunun en yüksek olduğu son bölüm ise derin uzayın karanlığında geçiyor; Astronot Coakley'nin bitki yaşamını korumayı amaçlayan kritik görevini izliyoruz.

Bu çok katmanlı kurgu yapısı sinema izleyicisi için yabancı değil. 2001: A Space Odyssey, The Fountain, The Tree of Life ve Cloud Atlas gibi başyapıtlar da benzer şekilde farklı zaman çizgilerini epik bir anlatımla harmanlamıştı. Ancak Stanton’ın kurduğu anlatısal bağlar, bu klasiklerin yarattığı felsefi derinliğe ulaşamıyor. Hikayeler tek başlarına zayıf kalırken, aralarındaki tematik köprüler de son derece cılız hissettiriyor.

Aşina Fikirler, Yüzeysel Kalan Karakterler

Filmin kalbinde insanoğlunun ölümle yüzleşme teması yatıyor. Ancak tercih edilen alt hikayeler bu ağır temayı omuzlayacak güce sahip değil.

Üç farklı öykünün de yapısal olarak benzer finallere ulaşması, filmin gidişatını fazlasıyla tahmin edilebilir kılıyor. Karakter gelişimlerine yeterli alan tanınmadığı için izleyicinin ekrandaki dramla duygusal bir bağ kurması neredeyse imkansızlaşıyor.

Stanton’ın canlı çekimde insan ilişkilerini derinleştirmekte zorlandığı bu yapımda açıkça göze çarpıyor. Oysa kendisi animasyon dünyasında oldukça sade ama bir o kadar da vurucu duygular aktarmada bir ustaydı. Finding Nemo veya WALL-E karmaşık psikolojik labirentlere girmez, çok daha saf duygular üzerinden izleyiciyi yakalardı. Ancak bu minimalist yaklaşım, karmaşık bir canlı çekim bilim kurguda işlemiyor. Üstelik film kısıtlı süresini üç ayrı öyküye paylaştırınca, hiçbir karakterin olgunlaşması için yeterli vakit kalmıyor. Öyle ki, tarih öncesinde geçen bölüm zaman zaman parodi hissi uyandırırken, günümüz hikayesindeki diyaloglar aşırı didaktik ve yapay tınlıyor.

Dikkatinizi Çekebilir

Ex Machine — İnsanlığın Sonu mu, Makinelerin Doğuşu mu?

Teknolojinin hızla evrildiği günümüzde, "Bir makine gerçekten düşünebilir mi?" sorusu...

Canlı Çekim Sınavında Ortaya Çıkan Yönetmenlik Zaafları

Filmin beyaz perde yerine doğrudan bir dijital platforma sürülmüş olması, görsel estetiği için bir mazeret sayılmaz. Filmin görüntü yönetimi son derece sıradan ve ruhsuz kalıyor. Öyle ki, birbirinden asırlarca uzak üç farklı zaman dilimi bile görsel bir kimlik oluşturup birbirinden ayrışamıyor. Animasyon projelerinde her detayıyla yaratıcı görsel dünyalar inşa eden Stanton'dan böyle yavan bir görsellik görmek oldukça şaşırtıcı.

Yönetmenin oyuncu idaresi de sınıfta kalıyor. Rashida Jones ve Daveed Diggs gibi normal şartlarda ekran karizması yüksek iki oyuncunun, romantik sahnelerde en ufak bir kimya (uyum) yakalayamaması büyük bir eksi. Komedi yeteneğiyle tanıdığımız Kate McKinnon'ı ölüm kalım mücadelesi veren ciddi bir astronot rolünde izlemek ise net bir "yanlış oyuncu seçimi" (miscast) olarak sırıtıyor.

Disney'in Filmi Sessiz Sedasız Hulu'ya Sürmesi

Aslında In the Blink of an Eye, prömiyerini prestijli Sundance Film Festivali'nde gerçekleştirmişti. Ancak dağıtım haklarını elinde bulunduran Searchlight Pictures, proje için herhangi bir vizyon veya pazarlama kampanyası yürütmedi.

Sonuç olarak film, adeta halı altına süpürülürcesine, sıfır tanıtımla Hulu kütüphanesine eklendi. Bu hamle, stüdyonun projenin gişe veya ödül potansiyeline hiç inanmadığının en büyük göstergesi. Görünen o ki Disney, Pixar'a kazandırdığı milyarlarca doların hatırına Stanton'a bu kişisel projeyi çekmesi için bir açık çek vermiş; ancak ortaya çıkan sonuç yönetmenin kariyerine silinmesi zor yeni bir soru işareti kazımış durumda.

Şimdi Tüm Gözler Toy Story 5'e Çevrildi

Yine de Andrew Stanton için Hollywood defteri kapanmış değil. Yönetmen şu sıralar tüm mesaisini Toy Story 5 (Oyuncak Hikayesi 5) için harcıyor.

Önümüzdeki yaz sezonunun en devasa vizyon filmlerinden biri olması beklenen bu proje, Stanton'ın kendi evinde (animasyonda) yeniden gövde gösterisi yapması için mükemmel bir fırsat. Ancak Toy Story 5 de beklentileri karşılayamazsa, In the Blink of an Eye usta yönetmenin kariyerindeki en zayıf ve düşüşü hızlandıran halka olarak sinema tarihine geçebilir.

Bu İçeriğe Tepkini Göster
0
0
0
0
0

Yorumlar 0 Yorum

Yorumlar Üyelere Özeldir

Tartışmalara katılmak, gündemi şekillendirmek ve kendi listelerinizi oluşturmak için bize katılın.

Sisteme Giriş Yap / Kaydol

Henüz kimse yorum yapmamış. İlk tartışmayı sen başlat.