Teknotalya

Sinema Tarihinin En Büyük "Küllerinden Doğuş" Hikayesi: Esaretin Bedeli

Sinema Tarihinin En Büyük "Küllerinden Doğuş" Hikayesi: Esaretin Bedeli

Bugün sinemayla az çok ilgilenen kime sorarsanız sorun, Esaretin Bedeli (The Shawshank Redemption) ismini duyduğunda saygıyla ceketini ilikler. İnternet dünyasının en büyük sinema veri tabanı olan IMDb’nin "Top 250" listesinde yıllardır $9.3$ gibi erişilmesi imkansız bir puanla 1 numaralı zirve koltuğunu kimseye kaptırmayan bu başyapıt, aslında sinema tarihinin en dramatik gişe başarısızlıklarından birine ev sahipliği yapmıştı.

Eğer 1994 sonbaharında sinema salonlarının tozunu yutan o şanssız filmin kaderine sadece rakamlar karar verseydi, bugün adını kimsenin hatırlamadığı kayıp bir arşiv detayı olarak kalacaktı. İşte vizyonda batıp evlerimizde bir efsaneye dönüşen o muazzam geri dönüş hikayesi:

Her Şey Kusursuzdu Ama "Zamanlama" Ölümcüldü

Yönetmen Frank Darabont, usta yazar Stephen King’in "Rita Hayworth and Shawshank Redemption" adlı novellasını beyaz perdeye taşımak için yola çıktığında elinde harika bir koz vardı. Başrollerde Tim Robbins ve kadife sesli Morgan Freeman yer alıyordu. Çekimler için seçilen ve insanlık dışı koşullar sebebiyle kapatılan tarihi Ohio Eyalet Islah Evi, filme o muazzam kasvetli atmosferi birebir veriyordu. Ön gösterimleri izleyen sinema profesyonelleri hayran kalmıştı.

REKLAM

Ancak film, sinema tarihinin gelmiş geçmiş en acımasız ve en güçlü yılı olan 1994 sonbaharında vizyona girdi. Sinema salonlarında tam anlamıyla bir "titanlar savaşı" yaşanıyordu:

  • Bir yanda popüler kültür fırtınası estiren ve gişede 670 milyon doları aşan Forrest Gump,

  • Diğer yanda Cannes’dan Altın Palmiye ile dönen ve sinema dilini baştan yazan Quentin Tarantino imzalı Pulp Fiction (Ucuz Roman),

  • Bir köşede ise gişeyi kasıp kavuran The Lion King (Aslan Kral), Speed (Hız Tuzağı) ve The Mask (Maske) gibi dev bütçeli eğlence fırtınaları...

25 Milyon Dolarlık Bütçeye 16 Milyonluk Hasılat!

Bu devasa rakiplerin arasında Esaretin Bedeli adeta ezildi. Seyirciler o dönemde daha enerjik, aksiyon dolu veya fantastik yapımları tercih ediyordu. İçinde neredeyse hiç kadın karakter barındırmayan, yavaş tempolu, hapishanede geçen kasvetli bir dram filmi kulağa cazip gelmedi.

Sonuç tam bir fiyaskoydu: 25 milyon dolarlık yapım bütçesine karşılık, gişede yalnızca 16 milyon dolar toplayabildi. Film kendi maliyetini bile çıkaramamıştı.

"Şimşonk mu, Şankşam mı neydi?"

Morgan Freeman, yıllar sonra verdiği bir röportajda filmin başarısızlığını ironik bir şekilde "isme" bağlamıştı. Freeman, insanların filmi birbirine tavsiye ederken ismini telaffuz edemediklerini belirterek şu anısını paylaşmıştı:

"İnsanlar filmi izleyip çok beğendiler ama birine önermek istediklerinde 'Harika bir film izledim, adı şey... Şankşam mıydı? Şimşonk mu?' deyip durdular. Hatta bir gün asansörde bir kadın beni görüp 'Sizi The Hudsucker Reduction filminde çok beğenmiştim' dedi!"

Oscar Gecesinde de Sıfır Çekti

Filmin şanssızlığı sadece gişeyle sınırlı kalmadı. 1995 Akademi Ödülleri’nde (Oscar) tam 7 dalda adaylık almayı başardı. Ancak o yıl adeta ödül canavarına dönüşen Forrest Gump ve senaryo ödülünü silip süpüren Pulp Fiction gibi rakiplerinin gölgesinde kalarak törenden tek bir heykelcik bile alamadan eli boş döndü.

Kaderi Değiştiren Mucize: Bir VHS Kaset ve Ev Sineması

Gişede batan ve Oscar'da görmezden gelinen bu harika hikayenin kurtarıcısı, 90'ların ortasında altın çağını yaşayan ev sineması (video kaset) sektörü oldu.

Dikkatinizi Çekebilir

Edward Snowden’ın Gerçek Hikayesi

Modern dünyanın en büyük teknolojik casusluk skandalını konu alan Snowden filmi, vizyona girdiği ...

Filmin haklarını elinde bulunduran Warner Bros., büyük bir risk alarak filmi VHS formatında piyasaya sürdü. Sinemada gürültülü ve aksiyonlu filmleri tercih eden kitle, evlerinin konforunda sakin kafayla izleyecek hikayeler arıyordu. Esaretin Bedeli tam bu noktada bir virüs gibi yayılmaya başladı:

  • Kulaktan Kulağa (Word of Mouth): Filmi kiralayıp evinde izleyen herkes adeta büyülenmiş gibi ertesi gün arkadaşına, komşusuna tavsiye etti. Yönetmen Darabont o günleri, "1995’in en çok kiralanan videosu olduk. Söylentiler çığ gibi büyüdü" diyerek anlatıyor.

  • Televizyon Keşfi: 1997 yılından itibaren televizyon kanalları filmi prime-time kuşaklarında sıkça yayınlamaya başladı. Bu sayede milyonlarca insan bu başyapıtı ücretsiz olarak ekranlarında keşfetti.

  • İnternet ve IMDb Çağı: İnternetin yaygınlaşması, forumların kurulması ve IMDb’nin hayatımıza girmesiyle birlikte, bu sessiz çoğunluk filme hakkı olan değeri puanlarıyla teslim etti. Esaretin Bedeli, özel efektlerin veya dönemsel trendlerin arkasına sığınmayan; adalet, umut, dostluk ve sabır gibi evrensel temaları en saf haliyle işleyen yapısıyla tüm zamanların "en çok sevilen" filmi olarak zirveye yerleşti.

Gişede çakılan o şanssız yapım, bugün sinema tarihinin en büyük umut ve kurtuluş manifestosu olarak parlamaya devam ediyor.

Siz Ne Düşünüyorsunuz?

Sizce Esaretin Bedeli, IMDb Top 250 listesinin 1 numarasında kalmayı gerçekten sonuna kadar hak ediyor mu? Yoksa o koltukta The Godfather (Baba), The Dark Knight (Kara Şövalye) ya da başka bir başyapıt mı oturmalıydı? Yorumlarda buluşalım!

Bu İçeriğe Tepkini Göster
0
0
0
0
0

Yorumlar 0 Yorum

Yorumlar Üyelere Özeldir

Tartışmalara katılmak, gündemi şekillendirmek ve kendi listelerinizi oluşturmak için bize katılın.

Sisteme Giriş Yap / Kaydol

Henüz kimse yorum yapmamış. İlk tartışmayı sen başlat.